6 Ocak 2008

Palmiye gölgesinde nikotin solumak istiyorum!

Ufaktan hasta olmaya başladım, kronik kış nezlesi. Bir kışı da burnumu tahriş etmeden bitirememişimdir ben. Şu durumda olmaktan da nefret ediyorum, tiksinç hissediyorum kendimi. Selpaklara burnumu silip silip monitörün altına sıkıştırıyorum, bir üşüyorum bir terliyorum. Kıştan nefret ediyorum. Parayı kırdığım gibi tropikal bir bölgeye yerleşmeyi planlıyorum, hayatımı nezlesiz, gripsiz geçirmek istiyorum. Bu arada kahve-sigara, çay-sigara filan yalanmış, tylolhot-sigara bambaşkaymış tavsiye ederim.
Ben şimdi yine sigara üzerine yazmaya karar verdim. Blogun sigarayla savaşanlar ile savaşanlar vakfına dönmesinden korkuyorum aslında, ondan çekinerek yazıyorum. Sigarayı savunduğum filan sanılsın istemiyorum. Önceden "yaşlanarak sürüneceğim 5 yılımı hayatımdan çıkarıyorum bu sayede..." gibi bir ifade kullanmıştım. O sadece benim fantastik fikirlerimden biridir, biraz da kendimi iyi hissetmemi sağlıyor bu düşünce. Özendirmek veya faydasını savunmak gibi bir gayem yoktu yani.
Sigarayla uğraşacağız derken tekrar bir tuhaflık sergilenir oldu konuyla ilgili diğer fikirlerimin devamı niteliğinde yazmak istedim. Yeni bir yasa tasarısı gündemde, tasarıya göre kapalı alanların tümünde ve açık alanların bazılarında sigara yasağı uygulanacakmış. Uygulansın tabi ne güzel, zehirlenmek istemeyen insanlar diğerlerinin alışkanlıklarından etkilenmesin, sevmedikleri bir şeyi bünyelerine kabul etmek zorunda kalmasınlar en doğal hakları. Ben içerken kendimi zehirliyorum, kalabalığın arasına dalıp dumanımı insanların suratına üfleyerek onlar da kanser olsun diye çabalamıyorum, çabalayan da engellensin bu vesileyle. Buraya kadar faydalı ama bu yasağın yan etkileri de var; şimdi biz "kapalı alan" dediğimiz zaman en can alıcı olanlar barlar ve kafeler. Ben ki sigara içemediğim için akraba ziyaretlerini kısa tutan bir insanım, arabasında sigara içirtmeyen arkadaşlarım ile yola çıkmaktan çekinen bir kişiyim, eğer sigara içemeyeceksem bir bara girip biraya 5, votkaya 7.5 YTL ödemem. Külfete para vermem yani. Eee bu bara giren insanların en az %50'si sigara tüketiyor, alkol ile de sigara şahane gidiyor. Biraya çok güzel meze oluyor sigara. Hatta sigarasız bira içilmiyor. Bu durumda ne olur, bara giden insanların %50'si artık kolay kolay bara girmez. Bar iflas eder lan!. Bar kültürü biter! Tamam çok matah bir şey değil belki "bar kültürü" ama ben seviyorum yani, kendimce bir haz alıyorum o ambianstan. Ayrıca bar sahiplerini de düşünürsek, koca bir camia, başlı başına bir sektör. Atari salonu mu yapacak o adamlar mekanlarını! Lünapark mı olacak barlar sokağı! Bokunu çıkartmayı çok seviyoruz, imkansızı uygulamaya çalışıyoruz. Bu yasak gelince ne olur, yarı uygulanır(şimdi uydurdum "yarı uygulanma" terimini ama güzel oldu). Barda oturan adamlar sigara içmek için kapının önüne çıkmaz, kahvede okeye dönen emekli amcalar da sigara molası filan vermez. Onlarsız da bu mekanlar iş yapamaz, işletmenin manası kalmaz. Bu yüzden kanun da uygulanamaz, en fazla bu tip yerlere ceza kesen görevlilerden rüşvet severlerin eline koz verilmiş olur, fazladan çorba içirtilir onlara. Bu yasağın aynı şekilde uygulanabildiği ülkeler var mıdır, vardır. Robot vatandaşların, robotlar ülkesidir orası bizi ilgilendirmez. Citizen Robot.
Bitirmeden ekliyorum, gerçekten de bir gün barlarda sigara yasağı uygulanırsa ilk gün giderim, kafadan veririm ceza olarak belirlenen 50YTL'yi püfür püfür de içerim eylem niteliğinde, tepkimi belli etmek için sakınmam yani öyle üç beş kuruştan. Ondan sonra gitmem ama, her gün her gün 50 YTL, bütçem dayanmaz.

Cevval diyor ki:
Henüz grip olmadıysan sıcak bölgelere göç et!
BİM'den selpak alma! Dandik yapıyorlar, çok tahriş ediyor adamın burnunu.
Sigarayla savaşma! Savunma da! Elleşme işte kendi halinde yansın dursun!


Devamını da oku!>>

5 Ocak 2008

Samimi ol, canımı ye! Vazgeçtim yeme!

Bir süredir Blograzzi'de dolanır oldum, ara ara girip bakıyorum bana yorum yapan olmuş mu diyerekten. Rastgele blogları gezinip duruyorum, beğendiğime yorum yapıyorum puan veriyorum... Biraz içli dışlı olmaya başlayınca camiada bir ikiyüzlülüğün hasıl olduğuna kanaat getirdim. Reklam mantığına dayalı bir anonim sistem oluşturulmuş kitle içerisinde, "ben sana yorum yaptım favorilerime ekledim, sen de beni ekle" sürekli bu mantık güdülür olmuş. Edepsizce bir reklam çabası sergilenir olmuş. Anlıyorum tabi ki herkes, blogu okunsun, sesini birileri duysun ister ama sırf bu beklenti doğrultusunda hareket etmenin pek de samimi olmadığını düşünüyorum. Sevmiyorum böyle içten pazarlıklı insanları. Forumlarda filan var mesela aha benim blogum ayarında başlıklar, bunları da edepsizliğin son noktası olarak algılamaya başladım.
Durum böyle olunca ben de site içerisinde insanların bloglarına yorum yapmaktan, onları sevdiklerim listesine eklemekten çekinir oldum. Blogun sahibi, sırf ona kendi blogumu okutmak/tanıtmak için böyle bir şey yaptığımı düşenecek diye.
Hatta geçenlerde bir bloga bakarken farkettim; sayfa uçmuş alan adı satılığa çıkmış, haftalardır link ölü ancak altında "olmayan blogun" var olduğu sanılarak yapılmış yorumları var, çok güzel blog, şukela site... kıvamında. Afalladım kaldım. Oha lan insan bir linke bakmaz mı diye. Tepkimi bu yorumların üzerinde dile getirdim. Olmayan blogun var olan sahibi de bana tepki gösterdi, ona durumu açıklamaya çalıştım. Ya o anlayamadı ya da ben anlatamadım ya da apayrı bir insandı bilmiyorum ama bu sefer de çamur at izi kalsın di mi... diyerek çıkıştı bana. Bir kez daha afalladım, ortada çamur atacak bir şey yok nereye atayım, ayriyetten neden atayım, sen kimsin, sana bir garezim olması için nasıl bir nedene sahip olabilirim ki derken şaşkınlığım katlandı.
Çok uzattım, asıl konuya geçiyorum. Özetle, site dahilinde süregelen sistemin içten pazarlığa dayandığını düşündüğüm için sevdiğim blogları burada tanıtacağım. Reklam, link paylaşımı, pagerank, dost kıyağı hede hödö... nedenlerle değil. Sadece sevdiğim için, takip ettiğim için. Bu blogların sahiplerine de bakın ben sizin blogunuzu tanıttım diyecek değilim. Çoğunu tanımam etmem, kimdir nedir bilmem. Bir gün yolları düşerse belki görürler, teşekkür filan ederler. Ahanda başlıyorum:

Tafugu Blog: Faydalı teknoloji blogu, şahane eklentiler, hayat kolaylaştıran programlar tanıtır. Araştırır bulur. MSN'den maillerimi açarken Firefox'u kullanabilerek, Internet Esplorer gibi tiksinç bir tarayıcıdan tamamen kurtulmamı sağladı. Gidin bakın güzel yani.
İnehk: Teması güzel blog, postlar ayrı bir cillop. Okutuyor kendini. Sayfayı açınca hooop "Mehmet ağbi naaber?" yazısı göze çarpıyor o güzel asıl. Biz bilmiyoruz Mehmet abi nedir, kimdir ama saçma yani güzel. Blogda saçmalık hoş duruyor.
Pucca Günlük: Pucca kişisinin günlüğü bu, başlık kendini açıklıyor zaten. Kendini okutan bloglar arasında bu da, gayet samimi. Bir de Pucca Düşünce var ama ben pek beğenemedim. Genellikle siyaset üzerine fakat hem benim gibi düşünmüyor, hem de siyaseti yorumlamak için gerekli birikim mevcut değil gibi geldi bana. Pucca kişisinin üslubu, "günlük" konseptine daha bir yatkın sanki.
benyaptım.org: Neşeli blog bu da. Hem esprili, hem neşeli. İsmi cici.org filan olmalıymış. Cici sıfatı cuk oturuyor bence bloga. Şahane konular, şahane ayrıntılar yakalıyor. Kısa yazdığıma bakmayın aklıma yazacak başka bir şey gelmedi yoksa cidden harika blog.
Ters Meditasyon: Herşeyden bahseden blog, kendimden bir şeyler buldum. Blog sahibinin blograzzi avatarı Worms'dan bir kareydi, öyle dikkatimi çekti (yıllardır sıkılmadan oynarım Worms'u). Okudum, inceledim hep benim sevdiğim şeylerden bahsedilmiş. Bir de last.fm son dinlenenler şeysi gördüm bir baktım "Mark Knopfler-Punish the Monkey" dinlenmiş.Bu parçayı benden başka seven, dinleyen yok sanıyordum, var olduğunu gördüm daha bir sevdim blogu.
Kabak Meltemi: Postlar genellikle çizimlerden oluşuyor. Çizilenler isimleri ile bütünleşince bir ruhaltı çalışmasına dönüşmüş. Hoş olmuş. Ara ara girip bakıyorum içim açılıyor.
Okyanustaki Rüzgar: Yazılar araştırma kokuyor. Özellikle müzik ile alakalı postlar zevk süzgecinden geçirilmiş. Okunası samimi blog.

Şimdilik aklıma bunlar geldi, arada bir güncellerim ben bu listeyi sinsi sinsi.

Cevval diyor ki:

Blog tavsiye edecek olan varsa etsin, beğenirsem eklerim. Kendi blogunu tavsiye edeni hırpalarım!
Çıkarcı adam sevmiyorum! Sen de sevme!
Ne dandik kar yağdı lan, tutmadı bir türlü!


Devamını da oku!>>