18 Ocak 2008

Popdan müzik, legalden mp3 olmaz!

Şerefsiz telekom, müzik sitesi açmış. Millet de "Google'da yetmişbeşinci çıkacam!" filan diyerek blog konusu haline getirir olmuş bunu. Benim bu tip kaygılarım olmadığı, blogum da bir çeşit masturbasyon malzemesi olduğu için öyle link filan vererek reklamını yapacak değilim. Yapılan büyük denyoluktur kanımca, o aklıma geldi birden. 32k modemle mp3 indiriyordum lan ben, bir mp3'ü bir saatte indiriyordum ama indiriyordum yani. Herkes indiriyordu hala indiriyoruz. Şu tarihte ise bu amaca hizmet eden şahane programlar, harikulade siteler var. Hatta onlara link atayım ben, fayfası olsun okuyana. Strong DC var mesela dc++ client. mp3'ü geçtim her türlü film, dizi cart curt itinayla indirilir kullanıcılardan. Sonra torrent dediğimiz hede var, internette devrim niteliğinde. Zinhof var, ziyaret edilmesini emretmiştim zaten. Bunaltı var. Gustavoeo diye bir blog var, değerli silah arkadaşım Evren bana "Marine" filmi ile yaptığı işkencenin acısını unutturmak için geçen gün gösterdi bu blogu. Biliyorum ispanyolca, ama şahane arşiv mevcut. Kullanırken indirmek istediğimiz albümün linkine tıklıyoruz, hemen altında "descargar" yazan butona da tıklayarak albümü indiriyoruz. Bu arada o linklediğim albümü indirin! Çünkü kettle ve internetten sonra Dünya'nın en güzel şeyi Def Leppard'dır. Zinhof'un sağ barında linkler bölümü var, oradan da MetalMp3 vb... bir çok muhteşem siteye ulaşılabilir. Bunlar sadece benim kullanmaya aşina olduklarım, daha binlercesi mevcut. Yağmalakom da haberdar bunların hepsinden ama sanki bu siteler hiç var olmamış da kendileri devrim yapmış gibi tv'ye reklam veriyor, "gelin istediğiniz parçayı indirin, yasal yollardan hede hödö" filan diye. Bu sonsuz boşlukta dümbükkom Tarkan'ın Polimorfoz albümünü indirtmiş, kim zikler allasen. Ayriyetten Tarkan'dan da, popdan da tiksiniyorum ben. Tamam popüler olana önyargılı yaklaşmak gibi bir alışkanlığım var kabul ediyorum ama pop ve ürünlerinin, özellikle ülkemizde icra edilen haliyle, gerçekten de bok gibi olduğuna inanıyorum. "Hey corc versene borç, olmaz maykıl bende de yok..." diye parça yapıldı bu ülkede zamanında, ciddi ciddi de dinlendi. Geyik filan değil yani, ciddiye alındı bu o zamanlar. Şimdi de "sabaha kadar kurcalar beni romeo" diye parça yapıldı, işin içine biraz seksapelite katıldı o kadar, yoksa çok farklı değiller. Sonuç da popüler kültür zerre yol kat'edemedi şu ülkede. Şimdi de ülkenin popüler internet sağlayıcısı müzik sitesi açacak, en popülerinden albümleri dizecek oraya. Ben de burada reklamını yapacam, 3-5 şuursuz Google'a "mp3 indir" yazınca blogumu görebilsin diye, hassektör lan!.
Bu telekom patır patır sömürüyo zaten bizi, dubaililerin elleri sağımızı solumuzu mıncıklıyo. Kendi etki alanım dahilinde biraz olsun baltalayabildiysem ne mutlu bana.

Cevval diyor ki:
Blogunu ticarete dökenin samimiyetinden şüphe duy!
Telekom'un internet satmaktan başka hiçbir icraatı olamayacağına inan!
Kota ne lan! Kota ne! Kotalı internet mi olur? İcat edenin aklını...!


Devamını da oku!>>

12 Ocak 2008

Ben de mimerim!

Mimlenmişim, ters meditasyon tarafından. Ben de tam bir şeyler yazmayı düşünüyordum, o esnada gördüm. Hem mim zincirinde bir halka olayım, hem de yüksek ateşten dolayı uykusuz geçirdiğim saatlerime renk katayım dedim bu şekilde. Bir post önce "ufak ufak nezle oluyorum..." yazmıştım, şimdi yatalak oldum. Battaniyeyle oturuyorum. Boğaz, bademcik filan tükendi, yutkundukça acıyor. Burun, silmekten kıpkırmızı oldu. Ağzımı kapatınca nefes alamıyorum. Sürekli açık ağzım ile suratımda şaşkın bir ifade taşıyorum, sanki bir şeyden korkmuş gibi görünüyorum. Kıştan bir kez daha nefret ediyorum. Yaz istiyorum, kızgın kumlar ayaklarımı yaksın istiyorum, sıcaktan bunalıp vantilatörü tişörtümün içine sokmak istiyorum, calippo yemek istiyorum, "klima pis çarpar" muhabbeti yapmak istiyorum.
Neyse mim konumuza dönelim "yapmak zorunda olduğumuz halde bir türlü yapamadığımız kolay işler". Lan ne detaylı mim konusuymuş, şimdi ben bunu bir yerlere çekicem, eğip büküp ondan buyruk çıkartıcam ama olmuyo. Öyleyken böyle olup da böyle olduğu halde öyle olamayan... gibi bir şeymiş. Düşündüm şimdi aklıma geldi, ben hap yutamıyorum. Olmuyo, öyle ağzıma koyup da suyla filan bütün halinde indiremiyorum hapı mideye. Bir anda kalıyor boğazımda, bir iki defa boğulma tehlikesi atlattım ondan sonra vazgeçtim hap kullanımından. Halbuki şimdi kullansam, belki bu iğrençliği üzerimden daha kısa sürede atacağım, sağlığıma daha çabuk kavuşacağım ama olmuyor. Böyle düşününce de hızla iyileşebilmek için yapmak zorunda olduğum ama yapamadığım bir şey olarak değerlendirebiliyorum, hee bir de kolay bir şey olarak. Yani yapmak zorunda kalmışken yapmadığım, eee yapamadığım aslında... kolay olan yapılacak işlerden beceremediklerimin... Öeğ bu ne beaa!
Bir de dişçiye gidemiyorum ben, hayatımda oturmadım dişçi koltuğuna. Ona da gitmek zorundayım aslında. Yani şimdi gitmezsem ileride daha fazla oyacak o adam beni. Kerpetenlerle girişicek ağzıma ağzıma, biliyorum. Ama gidemiyorum işte. Birilerinin ağzımın içine kesici, delici cihazlar sokacağı düşüncesi katlanılamaz geliyor bana. Buna da işte zorundayım gibi halbuki değil de olabilir, ama onun gibi yani, off işte yukarıda yazdım ben onu. Heh, şimdi blogumun ilk mimi olarak tarihe geçmiş bu mimi, tanıdıklarıma mimliyorum(Aha bu da mim konusu gibi oldu, iyice aptal oldum, vallahi kimyam değişti. Bir ara böyle bir adam vardı "kimyam değişti" diyen. Kimdi o, ne yapar şimdi nerelerdedir acaba. Tehdit filan etmişlerdi bunu da ondan kimyası değişmişti galiba, insanın kimyası nasıl değişebiliyorsa artık. Plazma olan, gaz haline gelen adam varmış gibi. Bu da nasıl parantezdir, neyi açıklıyordur bilemiyorum, bilmek zorunda olduğum halde bilemediğim rekor uzunlukta parantez...) : Dimple Peach Rock, Okyanustaki Rüzgar

Cevval diyor ki:
Calippo bulun getirin! Kaynatıp içicem, şifa niyetine!
Hastabakıcı filan tutun lan bana! Cidden çok fenayım!
Diş hekimlerinin hepsi aslında dişçidir!


Devamını da oku!>>