5 Nisan 2008

Reyting deccaldir!

Ben normalde bir hafta geçmeden yazmam bloga, üşenirim, alıştırırım okuyanı bu ağır tempoya ama son zamanlarda dünya beni şaşırtır bir hal aldı, yazmadan edemedim. Mesela dün gördüm, televizyonda "hayatınızı kaç paraya skertirsiniz?" diye yarışma programı var. Reha sunuyor, hani Reha'nın acaipliklerine yıllar boyu şahit olduk farkındayım ama sadece sunucu Reha. Bu yarışmayı düşünmüş, hazırlamış, projeye imzasını atmış en az 10 şuursuz ibiş vardır. Nası bir şey lan bu, olur mu hiç! İzlemeyenlere biraz açıklayayım; şimdi herifin tekini yalan makinasına bağlıyorlar, sonra yakın çevresi huzurunda kritik sorular soruyorlar ve yalan söylememesini şart koşuyorlar. Soruların kritiklik derecesi de fiyat ile doğru orantılı, yuva yıkma ihtimali daha yüksek, sizi ele güne iyice rezil kepaze edecek sorular daha pahalı. Dün izlerken şahit oldum, herifin tekine karısının karşısında "eski sevgiliniz gelip verse, bir posta atar mıydınız?" ayarında bir soru sordular. Adam yırttı gerçi, yapmazdım filan dedi, makina da doğruladı. Tersi olsaydı, adamın %40 vergi kesimiyle eline ulaşacak 5 bin ytl için boşanması gerekecekti herhalde(eşinde gördüm o potansiyeli). Bu yarışma cinayetle biter, Reha'yı vururlarsa zarardan kar edilir. Monty Python'un "Blackmail" diye bir skeçi vardır, bilen bilir, bilmeyen izler öğrenir, ingilizcesi yetersiz kalan da yapacak bir şey bulamaz. Bu reyting manyaklığının sonu skeçi gerçek kılacak, Monty Python'un elini(yedisini tek tek, mezardakiler dahil) bir kez daha öptürtecek gibi geliyor bana.
Bir de hep Biyo'da görürdüm "Gugıl aramaları" diye. Bir an benim de aklıma gelmişti bunu yapmak, taklit olmaktan kaçındım sonra vazgeçtim. Ancak dünya üzerinde öyle enteresan insanlar, çalışma şekli hiçbir mantığa oturtulamaz beyinler var beni afallatan. Mesela "spesiyal porno" arayan bir insanın gerçek olduğunu öğrendim ben az önce, Google Analytics'i kurcalarken. "göt ve sik birleşince ne olur" diye soran arkadaş da hayli şaşırtıcı, kendisine çocuk olamayacağının garantisini verebilirim.
"götü büyük orta yaşlı bayanlar" arayan arkadaşa semt pazarını tavsiye etmeden geçemeyeceğim.
"msnde webcam seks tespit edilir mi" diye soran da var Google'a, babası odaya girmedikçe tespit edilemez. Cidden var yani bunları aratanlar, bunları aratıp benim blogumda cevap aramış olmaları tüğlerimi ürpertiyor ama var oluşları daha büyük bir korku kaynağı.
Neyse ben hazırlanıp çıktım, burada yarım bırakıyorum. Şansım yaver giderse Alpay Erdem'i izliyicem. İzlenimlerimi gelince aktarırım öyle bitiririz bu postu.


******************* (aradan günler geçtiğini ifade eden yıldız kümesi)


Şansım yaver gitti izledim Alpay'ı. Kargart'da sahne aldı bu Cumartesi. O akşam evime dönüp izlenimlerimi aktardıktan sonra yazıyı yayınlamış olmayı planlıyordum ama haftasonum tahminimden daha hareketli geçtiği için mümkün olamadı. Böylece yazının başında dile getirdiğim güncelleme hızına erişemedim, neyse farketmez.
Alpay iyiydi iyi olmasına da benim kafamdaki Alpay gibi değildi. Benim gidip de karşılaşacağımı düşündüğüm Alpay, Top Canavarı, Hasta Ruh İsmail ve Karışan karışımı bir şeydi. Her an "rrooossppuu çoccuğğğuu!" diyerek cebinden beyzbol sopası çıkartabilecek kıvamda bir adam görmeyi bekliyordum ben. Biraz deli agresif, takıntılı, lafını esirgemez, cinayete meyilli bir Alpay Erdem'in hayalini kurmuştum. Düşüncemin aksine daha aklıselim, daha mülayim bir Alpay ile karşılaştım, en azından alnında boynunda filan bir damarı olaydı o da olurdu yani. Yıllardır sadece yazdıklarını çizdiklerini takip ettiğiniz bir adamı kafanızda çok farklı canlandırıyorsunuz, o açıdan sükut-u hayale uğradım. Köşelerini yazarken gösterdiği cesareti bence insanların karşısında konuşurken de gösterebilmesi gerekirdi. Zamanında, Pis Muhabbetler Serisi'nde "amık" küfürünü en hayvani tespitlerle açıklamış birinin, "sikik diye bir küfür var bildiniz mi? İşte amık onun tam tersi" demesi biraz yavan kaldı, biz yıllardır ima eden değil, direkt söyleyebilen Alpay'ı okuduk. Biz kimiz bilmiyorum, benim gibi düşünen bir kişi daha çıkarsa biz, biz olucaz.
Hee tabi bunlar gösteri kötüydü demek değil, gayet güzeldi. Tavsiye ederim, Old City Comedy Club'da ve her ay Kargart'da izleyebilirsiniz, arada bir farklı şehirlere de uğramakta kendileri.
Lan millet günde 3 yazı yayınlıyor, arı gibi çalışıyor. Ben 3 günde bir yazıyı anca bitirdim, daha da bitmiş değil. Ben buna şimdi başlık düşünücem, güzel bir resim bulucam kesicem biçicem ona konuşma baloncuğu ekliyicem. Acaba ben ne öğütledim bu yazıda, ne diyorum lan, ne çeşit bir dengesizim, diye düşünüp buyruk yazıcam alta. Bakarsın uykum gelir, üşenirim onu da yarına bırakırım hiç belli olmaz. Zor iş hee valla zor iş, gözümde büyüdü şimdi hee... hedeyde.
***************

Üşendim, yattım uyudum ben Pazartesi oldu. Ciddi ciddi 3 gün oldu. Hayat zor lan, vallahi zor yazayım da bitsin yeter lan, millet bu zamanda kitap yazıyo ödül alıyo lan. Hani emek harcıyorum desem o da yok, sırf tembellikten. Off, resim bulayım ben resim, ilk onu yapayım gerisi gelir...

Cevval diyor ki:
Abuk subuk yarışmalara katılıp, rezil olma!
Show tv'den daha kıytırık bir kanal olamayacağını bil!
Reha da deccal olabilir!(kararsızım)


Devamını da oku!>>

3 Nisan 2008

Arada bir coşun!

Dün şahane bir maç izledik. Peşine o gazla eğlenmeye bile gittik. Kendimizi bir anda Bağdat Caddesi'nde bulduk. Düşününce çok saçma, bir futbol takımının galibiyeti üzerine insanların bayram sevinci yaşaması. Daha derin düşününce bayram sevinci de pek o kadar mantıklı bir şey değil aslında, bir takımın taraftarı olmak da o derece saçma. Ama ben karnaval seviyorum, çok mutlu oluyorum coşkulu ortamlarda, enerji doluyorum. Mantıklı düşününce eğlenmek zor oluyor, geçerli nedenler azalıyor. O yüzden eğlenmek istediğim zaman mantıksız bir adam oluyorum, kalabalıktan, kaosdan, auradan haz alıyorum. Bayrak, meşale sallayıp nedensiz yere zıplayan kalabalığın içinden elde kutu birayla geçmekten mutluluk duyuyorum. Deivid de ne gömdü ama...
Gerçekten de insanların bahaneye ihtiyacı var, öyle dertlerinden filan kurtulmak için değil, buradan tutup da ülkemizin sosyo-ekonomik düzeyi yerlerde vatandaşları bu şekilde deşarj oluyor gibi denyo bir sonuca varacak değilim. Öyle de değil zaten. Sosyolog değilim ama öyle olmadığına eminim. Coşmak denen bir ihtiyaca sahip tüm dünya insanları. Müzik dinlemek, sporla ilgilenirken bir büyük Doritos tüketiyor olmak, kıytırık bir ideolojiyi savunuyor olmak dahi bir kalabalık oluşturup saçmalamak için bir neden bizlere. Gerektiğinde mantıklı olmamak gerektiğini anlayabilmiş bir bölüm ve hiçbir şekilde mantıklı olmayı becerememiş diğer bir kesimden oluşan %90 için bu böyle. Kalan %10 da dünyanın en başarılı ve muhabbeti en kötü insanlarından oluşuyor olsa gerek.
Fred Durst'ın 98 Family Values konserinde 6 defa "Freaking me out you wear a mask called counterfeit" diyerek kalabalığı coşturması, kör edici ışığın önünde kollarını açıp kafasını geriye attığında kalabalığın "counterfeit" diye bağırması, ardından gürültünün beşe katlanması, binlerce insanın birbirine girmesi, sahnedekiler dahil konser alanındaki herkesin anlamsız hareketler yapması... İzlerken bile enerji yükleyen şeylerdir. Tamamen mantıksızlığın ürünüdür ama öyledir.
Fenerbahçe'nin Chealse'yi yenmesinden yola çıkarak, bu tip tespitlerde bulunacak bir başka insan evladı daha yoktur herhalde şu topraklarda.
Kısa oldu ama anlatacak başka şeyler vardı kafamda, şimdi bu konudan oraya atlarsam çok manasız olacak. Normalde yaparım ama üşendim, işin aslı budur. Neyse işte yazdım bitti, gidin.
Yazarken yedim: Tadım Antep Fıstıklı
Yazarken kaşıdım: Sırtımın tam ortası(zor oldu)
Counterfeit


Cevval diyor ki:
Kerizlik etme, fırsat buldukça eğlen!
Limp Bizkit eskiden güzeldi!
Futbol hala güzel!


Devamını da oku!>>