Şimdi diyelim ki, biz şöyle bir 100 kişi, ayrı ayrı işler yapıp para kazanıyoruz, aslında yatıyoruz ama diyelim ki öyleymiş.. Her ay kazandığımızın bir kısmını da bir kenara koyup biriktiriyoruz. Böyle böyle devam ediyor bu, her ay 100 kişinin kazancından kısılan, bir kenarda birikiyor. Sonra havuzdaki miktar büyüdükçe büyüyor. Öyle bir meblağ haline geliyor ki, herhangi birimizin yıllarca çalışıp anca denkleştirebileceği bir rakama ulaşıyor. Tam bu esnada da bir adam gelip alıyor bu parayı, çoluğuyla çocuğuyla gidiyor bir tatil beldesine, hiçbirimizin hayatında görmediği bir lüks içinde 2 günde yiyip bitiriyor. O sürede bize ye deseler o parayı, beceremeyiz, o kültür gelişmemiş bizde. Neyse, sonra bu adam gelip bize diyor ki: "ben bu parayı aha gittim burada yedim". Hani gizli kapaklı yapsa, ses etmese, nerede lan bu para diye araştırırız, suçunu açığa çıkarmaya çalışırız ama öyle bir durum da yok.
Şimdi bizim biriktirdiğimiz bu parayı böyle çarçur etmiş ve bu derece pişkin bir adamı biz ne yaparız. Ne yapacağız, elimiz kolumuz tutuyor, 100 kişi araya alır pişman ettiğimize emin olana kadar meydan dayağı atarız. Emeğimizin çabamızın hırsını çıkarana kadar tahrip ederiz o yüzsüz bünyeyi. Sonra da paramızdan ve kendimizden mümkün olduğunca uzaklaştırırız ki bir daha yapamasın böyle bir şey.
Biz bu adamı dövemiyoruz ama, neden dövemiyoruz? Çünküm adam Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı öyle elle tutulur bir şey değil, uzak bize. Şimdi gidip görmeye kalksan göremezsin, yaklaştırmazlar yanına, korumaları filan var.
Madem durum bu bize kalan tek çare nedir? Tabikine de Fuck The System! demek. Aynen öyle, fakarım ben böyle sistemi! Sistemin suçu ne adam yiyici, diyemeyiz. Sistem işleyecekse her ihtimale karşı devreye girecek bir mekanizma barındırmak zorunda.
Hani ben siyasete pek girmem bu blogda, kişiye de pek yüklenmem eleştireceksem geneli eleştiririm. Alternatifleri ön plana çıkarmak için siyasi kimliklere sataşacak kadar angut değilim. Parti yalakası, şakşakçı, menfaatçi zihniyetten ölesiye tiksinirim. Topluluklardan, fikrini düşüncesini güruha uyduran kalabalıklardan hoşlanmam. Lakin burada durum öyle çarpık ki sataşma gereği duydum.
Kendine "cevval" sıfatını yakıştırmış bir insanın aklının alamayacağı bir pozisyon bu. Binlerce insanın hakkı gasp ediliyor. O binlerce insan mal gibi duruyor, hatta umursamıyor, alışmış onlar. Sanki çok normal bir şey oluyormuş gibi. Nasıl bir sünepelik yavrum bu, eşek misiniz siz. Hani tek örnek de bu değil, neler neler yutulmuş da yakın zamanda karşılaştığım en aleni örnek olduğundan yazdım.
Doğaya atayım ben kendimi diyorum, yıllardır aklımda bu fikir, acaip sıkıldım ben bu işleyişten. Bana şöyle orman içinde bir alan verseler. Deseler ki: "Şu orman senin bölgen olsun, sadece senin yani ülke dışı orası. Hizmet yok, elektrik, su vesaire hiçbir şey yok. Vergi filan da yok dolayısıyla. Ormanda bak başının çaresine." Anında giderim, çırılçıplak koşarım oraya. Sıfırdan başlarım. Oduna taş bağlar balta yaparım. Mağara bulurum kendime, olmadı ağaç dallarından barınak bile yaparım. Su kaynağı bulurum. Ağaçtan yer, tavşan filan avlarım. Sıfırdan öğrenirim her şeyi. Sosyal hayat yok mu -ihtiyacım yoktu zaten. Teknoloji de yok -vardı da ne oldu. Internet de yok -örütbağa koyam sana bişey olmasın. Lost'un finalini öğrenemezsin -boku çıktı zaten. Ölürsün ormanda tek başına -trafik kazasında ölme, olası İstanbul depreminde dümdüz olma, bir manyak tarafından nedensiz yere öldürülme, nereden gelip sektiği belli olmayan kurşun ile ölme, kafana inşaattan kalas düşüp ölme, teröristle bilmemneyle savaşırken ölme, akla gelmez en abuk saçma şekilde ölme... ihtimallerinin yanında ormanda ölme riski komik bence.
Sistem yok, paylaşım yok, teferruat yok, ideoloji, iş, para, mal, geçim, hizmet, kira, alış, veriş, karşılık, statü, kariyer ot bok ıvır zıvır... hiçbir şey yok.
Belki mülteci de alırım ülkeme ileride, bir eş bulurum. Çocuklarım olur, sonra onlar da birer mülteci alır kendine, onların da çocukları olur. Akrabalık bağları kopana kadar mülteci alımı olur ormana, yamuk yumuk çocukları olmasın sonra. Orada en baştan kurulur herşey. Ölmeden önce de yapmaları ve yapmamaları gerekenleri tembihlerim hepsine. Nasılsa deneyimliyim ben, ortalığa sıçıp batırmış bir insan ırkı görmüşüm. Onların hatalarından ders çıkarır, sistemi en başından daha düzgün kurmalarını sağlarım. Cillop gibi bir medeniyetin beşiği olur o orman.
Bana orman vermek, dünyanın geleceği adına yapılmış en karlı yatırım olur. Verin lan bana bir orman, elleşmeyin orada takılayım işte. Geri gelirsem o yüz kişi tırmalasın beni.
Cevval diyor ki:
Yeşili sev!
Uyanık ol, sessiz kalma!
Lost'un boku çıktı!
Devamını da oku!>>
