İki üç gündür oturuyorum klavye başına, "blogu da güncellemedik ayıp oldu bir şeyler karalamalı" diyorum. Düşünüyorum, yazacak bir şey bulamıyorum. "en iyisi ben blog okuyayım", diyorum akabinde. Okuyorum, yorum yazıyorum. Yorum yazarken okuduklarımı çıkış noktası alarak harika ayrıntılar yakalıyorum. Her bir yorumu üç paragrafa varmadan sonlandırmıyorum. "enter"a basmadan bir an düşünüyorum; "ben bu yorumu direkt kopyalasam da kendi bloguma yazsam pek şahane olur", diye. Sonra da "ayıp olur, yorum bu postun hakkı" deyip vazgeçiyorum. İşte hayatım böyle kime, neyin ayıp olacağını düşünmekle ve sürekli kendi kendime bir şeyler demekle geçiyor. Çok korkuyorum birilerine ayıp olacak diye. Günlük hayatta her türlü aktivitem ile utanmazlıkta sınır tanımazken, nedense blog mevzuğunda çekingen oluveriyorum. Yazmak insanı böyle yapıyor, bambaşka bir adam olmasını sağlıyor. Her detayın üzerinde düşünmenize yarıyor. Yapacağınız herşeyi prensip süzgecinden geçirmenizi gerektiriyor. Buraya yazarken siliyorum, düşünüyorum, yazıyorum, tekrar siliyorum, "bağlacın bokunu çıkartmışım lan bu cümle çok dandik olmuş" diyorum, cümleleri tekrar düzenliyorum. Halbuki normalde ben mal gibi konuşuyorum. Ucu nereye dokunur hesap etmeksizin ağzıma geleni söylüyorum. Pot kırıyorum, toparlamaya çalışırken iyice sıçıyorum. Arada kendi kendimle çelişiyorum. Bir anlık heyecanla abuk işlere kalkışıyorum.
Yazmak adamı işte böyle düzeltiyor, kendine "geri al"(undo) komutu ekletiyor. Mesela az önce "undo komutu" yazacekken bir an beni düşündürtüyor(dürtüyor), "ingilizin köpeği misin olum sen, adam gibi Türkçe'si yok mu bunun" diyor bana. Yazdıktan sonra da "geri al ne olum undo yazsan herkes anında anlayacak halbuki", diye dürtüyor. "undo"yu parantez içine aldırtıp orta yolu bulmamı sağlıyor. İşte ben bu yüzden blog yazarı, biraz yazara benzemeli diye düşünüyorum(konuda uzun atlama rekoru). Tamam lan tamam, o yüzden düşünmüyordum aslında ama şimdi farkettim de güzel bir neden yani.
Blog yazmak, beni her cümlesini beş dakika düşündükten sonra konuşan ben yapıyor. Geçenlerde de bahsetmiştim, zamanı durdurabilsem kitleleri yönlendirirdim. Ağzımı her açışımdan önce zamanı durdurur, söyleyeceklerimi bir süre kafamda toparlar, en iyi sonucu alabileceğim, en akıllıca olanını bulur, çat diye söylerdim. Yeri geldimi muhteşem laf geçirirdim. Sevmediğim adamı maymun ederdim. Nasıl bir doğa üstü yetenek seçtiysem, her gün farklı bir avantajını farkediyorum. Mümkün müdür acaba zamanı durdurmak. Rus bilimadamları kasıyo ama onlar işin gezmesinde gibi geldi bana.
Yeter lan! Ayıp olacak diye diye roman yazdım, bitti. İki üç gün içinde kesin enteresan şeyler olur hayatımda. Yazdıklarım da o oranda verimli olur. Bu kadar malzemeyle anca bu çıktı. Hadi roket.
Cevval diyor ki:
Blog canlı değildir, ayıp olsa da sorun olmaz!
Okur canlıdır, ona ayıp olur, sorun da olur!
Yorumu gönderene kadar kimse yorum yazdığınızı farkedemez!
Devamını da oku!>>