15 Aralık 2007

Çömelebiliyorum, öyleyse sağlıklıyım!

Günlerdir evdeydim. 2 hafta önce sokağa çıkmış olmanın verdiği rehavetle daha 2 ay otururdum esasında ben evde ama öyle olmadı. Mesleğimin bazı gerekleri var, sağlık raporu almak gibi, bu yüzden de sabahın köründe sokaklara fırlayıp İstanbul'u turladım, hastanelerden de nefret ederim zaten, hepsi üst üste bindi, ebem zikildi ebem adeta ebem zikildi!
Bir süre işlemlerimi hallettikten sonra esas olaya geldik, heyet raporu almak. İlgili sağlık kurumunda kat kat geziyorum, gerektimi plastik bardağa işiyorum, gerektimi damarımı buldurmuyorum kolumu delik deşik ettiriyorum. Böyle uğraşıp didinirken bir ayrıntıyı farkettim "çömelebilen insan sağlıklıdır". Belki tıp literatüründe bir açıklaması vardır ama insanı çömelterek çekapa sokmak tuhaf bir durum cidden.
Mesela psikiyatriye girdim, uygulama şu şekilde; gözlerini yum, kaşlarını kaldır, ellerini aç/kapa, çömel! tamam bitti.
Oradan çıktım ortopediye girdim. Avucunun içini göster, yumruğunu sık, parmak ucunda dur, topuklarının üzerinde dur, çift salto at, çömel! tamamdır.
Neyin göstergesidir ki bu çömelmek. Hiç de hazzetmediğim bir harekettir. Sahil yolunda, çimlerin üzerinde bira içen adamı hatırlatır bana bu çömelme hareketi. Okul hayatım boyunca tuvaletleri tam işleviyle kullanmamamı sağlamıştır bu hareket benim. Bu şekilde rahatsızlığı tespit edilen hasta olmuş mudur acaba.

-çömel!
-aaa- ağğ olmuyo doktor bey yapamıyorum.
-vay psikopat, canım sen bildiğin delisin. üzgünüm yani onaylayamam ben senin raporunu.

**********
-çömel!
-yapamam
-ahanda yakaladım felçlisin dimi sen, tekerlekli sandalyeyle geldiğinde kıllanmıştım zaten, kuntiz seniiii.

Bir de ortopedide adam "ayakkabının tekini çıkar" dedi. Bütün gün gezmişim tabi İstanbul'u kat'etmişim. Sabah 7'de yollara düşmüşüm akşama kadar gezmişim ve adam günün sonunda bana ayakkabını çıkar dedi. Muayenehaneyi kesif bir ayak kokusu sardı. Bir baktım çorabın altı artık ıslanmış rengi değişmiş, ter olmuş hep ayaklar. Böyle de rezil olup çıktım oradan. Hiç sevmiyorum hastaneleri, nefret ediyorum hastanelerden. Muayenehane "hane" de, hastane neden "hastahane" değil. İlginç.

Cevval diyor ki:
Çömelebiliyorsan hastaneye gitme! gerek yok.
Eminönü'nden Sultanhamet'e, oradan da Karaköy'e yürüme! Tramvayı kullan!
Yüzünü görmeden yol sorduğun insan japonsa koşarak kaç! Çok sıcak kanlılar anında esir alıyorlar.


Devamını da oku!>>

5 Aralık 2007

Bunlardan uzak durun!

Bu akşam oturdum, öksüz bırakmayayım blogu yazayım bir şeyler de takip edilesi olsun dedim. Düşündüm lan ne yazsam diye. Biraz kopya çektim. Baktım millet izlediği filmi, dinlediği grubu neyim patır patır yazar olmuş. Tabi ben keriz gibi bu tip şeyleri sağ tarafta link olarak verdim en başında. Hem de seçmece verdim. Yani çoğu kişinin hakkında bilgi sahibi olduğunu düşündüğüm filmleri, grupları filan da yazmadım oraya. Aradan seçmece yaptım bilinmeyeni, zor keşfedileni aynı zamanda da güzel olanı koydum. Yoksa o linklerin hepsi hakkında bir blog yazılırdı yani. Durum böyle olunca da geriye buralarda böyle saçmalamak kaldı işte. Ama ben yine de azimliyim size film tanıtıcam, grup filan tanıtıcam kısa kısa. İzlemeyin diye.
Evet başlıyorum.

Dünyanın en skindirik filmi Marine: Öncelikle söyleyeyim; bana, bu filmi almamı tavsiye eden değerli silah arkadaşım Evren'in taa onnagoym. Böyle de açık açık isim filan vererek söylüyorum ki anlayın nası skindirik bir film olduğunu.
Filmimizin konusu şu şekilde. Body salonundan fırlamış bir adam var. Böyle kaslı filan yakışıklı pornocu kılıklı bir amca. Resimde görüldüğü üzere mimik yok, o başka. Surat maske gibi öyle öküz öküz bakıyo. Bir de bunun taş mı taş sevgilisi var. Aha ikisi yanyana geldimi böyle gözüküyor. Kötü adamlarda banka filan soyuyor. Bir benzincide şans eseri bunun kız arkadaşını rehin alıyolar bu da gidip kızı kurtarıyor. Hani senaryo bu derece sıradan. Ayriyetten bir filmde böyle öküzce diyaloglar olamaz. Araya espri filan katmışlar, o da böyle gerzekçe olamaz. Sakın izlemeyin. imdb linkini verdim, iyi bi bakın DVD'nin kapağını hafızaya kazıyın. Çok boktan yani öyle böyle değil.

Bilenler vardır, film otoritelerince dünyanın en dandik filmi ünvanı, dünyanın en kötü yönetmeni Ed Wood'un Plan 9 From Outer Space'ine verilmiştir. Peşinden "Dünyayı Kurtaran Adam" geliyor sanırım. Fakat Marine filmini bu ikisinden ayıran bir özellik var. Ed Wood ve Çetin İnanç bütçe yetersizliğinden ötürü dünyanın en kötü filmlerini çekebilmişken. Bu öküzler, bir helikopter ve 3 araba patlatabilecek, aynı zamanda askeri karargah görünümlü bir yer inşa edip orayı patlata patlata ateşe verebilecek bütçeye sahip iken bu derece skindirik bir film çekmişlerdir. O yüzden kesinlikle dünyanın en dandik filmidir bu Marine.

Dünyanın en abuk sanatçısı Diamanda Galas: Dandik demek istemedim, neticede önceki öküzlere nazaran sanat yaptığı söylenebilir bunun, ondan "abuk" sıfatını yakıştırdım. Bu karının yapmış olduğu tek güzel şey Gloomy Sunday yorumudur (video bu). Sesi kalın olduğu için böyle manalı bir parçaya ekstra anlam katmıştır. Tek olayı o yani. Bir de "I Put a Spell on You", diye bir parçası var. Natural Born Killers filminin soundtrackleri arasındadır parça, filmde de kısa bir bölümü kullanılmıştır zaten, geriye kalan kısım saçmalamaktan ibaret olduğu için. Sadece filmde kullanılan bölümü dinlenilebilir vaziyettedir. Al bunun albümünü dakikalarca çığlık filan atsın, saçma sapan yüklensin pianoya öyle tuhaf bir kadıncağız. Yünanmış aynı zamanda, türklerden nefret ediyormuş. Enteresan da bir geçmişi var. Neyse o bölüm beni ilgilendirmez. Komple türklerden edilen nefreti geçtim, sadece benden nefret etmesi gereken daha öncelikli insanlar mevcut. O bakımdan çok da genital yani.

Dünyanın en deli saçması kitabı "666": Küçük İskender'in kitabıdır bu. Ben para vermedim, arkadaşımdan aldım okudum, şükür. Farkettiğiniz üzere ben bir şey dandik olsa bile sonuna kadar gitmeden bırakmıyorum. Bir filmin ilk 10 dakikasını izleyerek veya bir kitabın ilk 20 sayfasını okuyarak dandik bu demiyorum. Sonuna kadar gidiyorum ve "hakkatten bok gibiymiş" diyorum. Bu kitabın arkasında bir alıntı var. Şimdi unuttum kelimeleri ancak hafif gaza getirici bir alıntı. "Tabulara meydan okuyoruz. Çok pis şeylerden, konuşulamayan şeylerden bahsediyoruz biz kitapta" şeklinde bir bölüm, hafif asi beyinleri okşuyor bu alıntı. Bunu okuyunca bütün kitabı o ayarda gidecek zannediyorsunuz. Okuyunca farkediyorsunuz ki kitap boyunca tek elle tutulur paragraf o. Kalanı abidik şiirlerden. Sarhoş kafayla akla gelen gubidik saçmalıklar üzerine yazılmış hikayelerden oluşuyor. Herkes yazar bunu, ama okutmak için eşcinsel olmak gerekli. Kendine yediren veya "ben zaten eşcinselim bare para kazanayım" diyeniniz varsa. Otursun yazsın. Zor değil yani.

Dünyanın en boktan oyunu Never Winter Nights 2: Çalışmadı lan bende. Şerefsiz oyun bir de küfreder gibi ramin yetmiyo dedi.

Cevval diyor ki:
Yukarıdakilerden daha boktanlarını bulursanız söyleyin, insanlığı kurtaralım!
NWN 2 çok kötü ukte oldu bende. Aranızda para toplayın, bana ram alın!
Hatta düşündüm de... bana şöyle bol çekirdekli güzel bir sistem kurun!


Devamını da oku!>>