24 Mart 2008

Çocuk istismarını durdurun!

"Aaaa, mimim vardı lan benim!", az önce yazdığım bir paragrafı işte bu nidayla sildim. Keşke silmeseydim, bir sonraki yazının girişi o olurdu ama sildim, artık yapacak bir şey yok. Her neyse mimim yoktu mimlerim vardı esasında benim. Hemen başlayalım.
Kronolojik sırayla ilerlersek ilk mim: Zamanda Yolculuk.
Bu mim dalgasının üzerinden hayli vakit geçti esasında, lakin benim içimde patlamışlığı vardır bu dalganın. Zamanında bu mim üzerine düşünmüştüm, "lan biri de bana sallasın şu mimi yazayım" demiştim. Baktım sallayan olmadı, "acaba yüzsüzlüğe vurup mimlenmeksizin yazsam mı" diye bile düşünmüştüm. Boşa düşünmüşüm Buzcevheri çoktan mimlemiş beni de ben görmemişim mimi. Öpülesi mimdi esasında bu, geç de olsa yazıyorum. Mim için teşekkür ediyorum, denyoluğumun göz ardı edilmesini umuyorum.
"Terminator" ve "Back to the Future" ile büyümüş bizler için çok önemli bir fantezidir bu zamanda yolculuk. Bu terimin bakir anlarına, gelişimine tanık olduk hepimiz(bizler olduk yani yeni nesil değil, biz bizleri bizden sayıyoruz hep, diğerlerini dışlıyoruz). Ben zamanda yolculuk yapabilsem bir paradoksu test ederdim büyük olasılıkla. Şimdi mesela kendi çocukluğuma gitsem, ben harici bir ben çocuğun yaşamakta olduğu yıllara. Kendimi alıp geri gelsem, benden iki tane mi olurdu acaba. Veya bir büyük ben, bir küçük beni alıp farklı bir yere götürdüğü ve böylelikle küçük ben olması gereken zamanda ve mekanda büyüyüp serpilemediği ve neticede ben olamadığı için büyük ben de hiçbir zaman bu zaman yolculuğunu gerçekleştirememiş mi olurdu ve yok mu olurdu. Peki ya bir büyük ben, bir küçük beni alıp götürdüğünde yok oluyorsa, küçük ben nerede olurdu. İşte böyle soruların yanıtını arardım. Çok riskli, ama büyük olasılıkla merakıma yenik düşerdim. Devamı, bir sonraki mim konumuz olan "çocuk istismarı"na giriyor. Kendi çocukluğumun istismarı oluyor.
İşin keyifli bölümüne gelecek olursak da ilkel çağlara gitmeyi çok isterdim. Ancak yanımda binbir türlü malzeme ile birlikte. Bir kola şişesi, bir çakmak veya ilkellik derecesine göre bir uzaktan kumandalı oyuncak bile Dünya'yı ele geçirmeme yeterdi o vakit. Tanrılar Çıldırmış Olmalı diye çok eğlenceli bir film vardır, kola şişesi oradan aklıma geldi. Bu filmden haberi olmayanlar kesinlikle bir yolunu bulup izlemeli(şiddetle, ısrarla, döve döve tavsiye). Bir kola şişesinin, ilkel bir kabileye neler yapabileceğini çok daha iyi anlayabilirsiniz filmi izleyerek.
Bu mim dalgası çoktan sahile vurdu sayılır. Ondan tek tek mimlemiyorum, bunları okuyup da konu sıkıntısı çeken herkese açıktır bu mim. "Cevval beni mimlemiş" diyerek yazana itiraz etmem hiçbir şekilde.

Gelelim hassas mime: Çocuk istismarını durdurun!
Bu mimi de pek saygıdeğer, fikir ve düşünce adamı sayın Deli Profesör paslamış bana. Bir mim konusu blogumun konseptiyle bu derece örtüşemezdi herhalde. İlk defa emir cümlesinden mim alıyorum, olduğu gibi de başlık yapıyorum. Şimdi tabi bir takım dingiller çıkıp, "Cevval sen çocuk istismarını durdurun dedin de, durdu mu" diyebilir. O dingillere derim ki; lan ben sizin duyarlılığınıza sokayım! Sen demedin, ben demedim nasıl duracak lan bu o zaman a'şuursuz, git midye topla denize at lan sen önce, bilincin gelişsin. Bu dalgayı başlatanı da öperim alnından, sırf laf sokan ibişlere nispet olsun diye. Böyle de hayalimde konuşturduğum adamlara küfrederim ara ara. Olur bazen.
Çocuk istismarı deyince akla ilk cinsel istismar geliyor. Böyle bir iğrençlik karşısında da "durun, yapmayın, aman mani olun bunlara..." gibi bir tutum sergilemek biraz fazla hoşgörülü sayılır bence. Böyle bir pisliği yapana yapılabilecek pislikleri yazmak blogumun şiddet seviyesini bine katlar... O yüzden üç noktanın yerine bir şeyler koymak için hayal gücünüzü asabiyetinizle birleştirmeniz ve bir Osmanlı İşkenceleri kitabı edinmeniz yeterli.
Bu istismarın sonradan akla gelen farklı boyutları da mevcut, toplumun büyük çoğunluğu tarafından göz yumulanları özellikle. Çocuk hakları üzerine biraz bilgi için vikipedi yardımcı olur herhalde, üşenmeyiniz bilgileniniz.
Çocukların, işçi olarak istismarı bu diyarlarda pek yaygın. Ben ki salt para kazanmak uğruna blog açan, fikrini düşüncesini para getirenine göre kaleme(klavyeye) alanlara kin kusarken, bir insanın sırf daha fazla kazanabilmek uğruna çocukları kullanışını hayatta küfürsüz geçmem. Bu göt herifler ucuza bacak kadar çocukları ağır, pis işlerde çalıştırır. Onlara bir gelecek vadetmez, bir zanaat öğretmez, kaybolan geleceklerini de zerre ziklemezler, sırf kendi menfaatlerinden hepsini hiçe sayarlar. Aynı zamanda usta çırak ilişkisini götlerinden anlayıp bir güzel de egolarını tatmin ederler. Böyle umarsız bir yavşakta karşısındakinin çocukluğunu, tecrübesizliğini, psikolojisini düşünecek incelik de kolay kolay bulunamaz. Bu çocuklara kızılır, bağırılır, aşağılanır, ruhen fiziken yıpratılır. Günü gelip de kollarına güç geldiğinde birer psikopat olmaları için her uygulama gerçekleştirilir. Çocuk işçiler bence "durdurun!" denebilecek nitelikteki istismarların başında gelmekte.
Okullardaki dayak olayı da bence ciddi ciddi çocuk istismarına girer. Konuyu fazla saptırmak istemiyorum ama gözlemlediğim kadarıyla orta yaşlı bayan öğretmenler bu konuda çok başarılılar. Menopozla mı ilişkilidir, yoksa o yaşlardaki kadınlarda bambaşka bir sadistlik mi baş göstermektedir bilemiyorum ama el kadar sabiyi tokatlamak ruh sağlığı yerinde bir insanın yapacağı iş olmamalı. Alayından tiksiniyorum, öğretmen filan demiyorum ciddi ciddi tiksiniyorum.
Çocukluğumdan hatırladığım bir şarkı da:

Aç kapıyı bezirgan başı
Bezirgan başı....
Kapı hakkın ne verirsin?
Ne verirsin?
Arkamdaki yadigar olsun
Yadigar olsun
Bu da böyle çocukluğumdan hatırladığım gereksiz, saçma bir oyunun şarkısıdır. İlk aklıma bu geldi yazdım valla. Osmanlı ayarında çocukluk geçirmişim, ilk kez farkediyorum.
Bu mimi Cemali Safa'nın güzel yazabileceğini düşünüyorum. Biyo da gayet güzel yazar aslında. Yazar yazar niye yazmasın. Mimledim ikinizi de.
Not: Bu yazıda "mim" kelimesi, iki kelime öncekiyle birlikte, tam olarak 24 kez kullanılmıştır.
Mim: 25(yuvarlak olsun)

Cevval diyor ki:
Çocuğu istismar edeni döverim!(gayet açık ve net)
Kendi çocukluğumu yanımda gezdirsem, kendimi nasihat manyağı yaparım!
İlkel kabilenin yamyam olmayanı makbuldür!

8 ötmük:

Fatih Dayan dedi ki...

Artık blogundaki bütün yazılara ilk ben yorum yapacam. (Böyle şirin bir giriş, sınavları başlamak üzere olan ama bir Gıdım çalışmamış benin egosunu veya alt benliğini belki tatmin eder. Kendimden nefret ediyorum, başkaları tarafından sempatik görülürsem... gibi içten pazarlıklar)[normaldir, uyku saatim geçmiş]

1. memurdan öğretmen olmaz. Öğretmen; doktrin sahibidir. İhtiyaç hiyerarşisinde son noktada olmalı. Daha kişisel gelişimini tamamlayamamış, neandartel kişilikleri öğretmen yapıp çocukların ruhuna tecavüz etmek, cinsel istismardan daha tehlikelidir gibi gözüküyor.

2. "herşey" i sadece pezevenk satar. Hatta onun bile sınırı vardır. esnafım diye geçinen bazı şeyler, en kutsal(ilginçtir, her rölativistik açıdan gerçekten de kutsal) değer olan "hür düşünce" yi peşkeş çekiyorlar. Bir çocuk, duyguları düşüncesini aşmış kişidir. Onun gelecekteki seçme yetisini tecavüz edenlerin üçten çok nokta yan yana.

3. Çocuk istismarının cinsel konuda olanı, dediğin gibi muhatap olunmayan şeylerin yaptığıdır. Katli vaciptir mevzubahis şeylerin.

Çocuk istismarı konusu harbiden ciddi bir konudur. Öyle idealist geyiklerin neşeti değil. Uydurma da değil. Üzerine eğilinmeli konunun. Değil mi?

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Seni utandırmıcam Cevvalim.
En kısa zamanda yazacam.
Tüm dümbük geyiklere inat!!!

Deli Profesör dedi ki...

Birden bizim ilkokul hocasını hatırlatırım,öğrencilerin kulaklarını amma sündürüyordu manyak adam.İki öğrencinin kafasını birbirine "çotank" diye tokuşturuyordu.Umarım bu yaptıklarının cezasını hiç sevmediği,berbat boktan bi köyde çekiyordur.

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Hocam ödevi yaptım.
Ne zaman okursunuz hocam?
Kanaat kullanacaksınız dimi hocam?
Hocam bi not yükseltirsiniz dimi taktir alcemde

Adsız dedi ki...

aaa
bi öğretmen adayı olarak dayaga karşıyım önce onu söyliyim
zatende fizik öğretmeni olcam bizim dayakla işimiz olmaz:P

sen istismar diyorsun buna dursun diyorsun ama iş okadar ilerlemişki artık çocukların çalışması engellenemiyor onun içinde çocuk işçi sendikası kurmayı planlıyorlar

artık ordanda kim ekmek yerse...

Cevval Portakal: dedi ki...

@fatih dayan, abi yorumlarını özlemişim. Okudum hayran kaldım, her yazıda ilk yorum rezerve sana, hiç kuşkun olmasın.
Blogumun laubaliliği gerçekten de konunun ciddiyetini pek taşıyamadı aslında. Yazmadan önce ben de çelişkilerdeydim.

@profesör, bizim ilkokulumuzda da çeşit çeşit manyak vardı. Hepsinin kendine göre bir öğrenci canı yakma stili mevcuttu. Biri kulak memesini çevirir, diğeri favorilerinden çeker. Bir tanesi çocukları birbirine dövdürtür sadistlikte sınır tanımaz. Tek tek bulup dövücem ama benim aklım başıma gelene kadar yaşlanmışlardır tabi yakılık olmaz.
Lakin öğrenim hayatımda şöyle bir gelişme oldu zamanında. Bildiğim kadarıyla bu tip şiddet olaylarıı çoğu lisede de aynı hızla yaşanmaya devam ederken, ben en fazla 400 erkek öğrenciden müteşekkil denizcilik lisesinde okumaktaydım. Bu okulda komple saplardan oluşmanın verdiği örgütlenme hissiyatı öyle bir gelişmişti ki; dayak olayı zaten imkansızken tek bir öğrenci azarlandığında bile gören hemen olay mahallinde biter arkadaşını savunmaya çalışırdı. Öğretim üyelerinin yenilmez veya karşı koyulamaz olmadığını orada öğrenmiştim. Fazla da cibiliyetsiz öğretim üyesi yoktu bu okulda aslında. Onunla da alakalı olabilir.

@biyo,şahane yapmışsın ödevinitam not veriyorum.
"Bir çocuğun anılarını oluşturmak kadar olağanüstü birşey yok"demişti Sardunyam. Bu vecize de çok hoşuma gitti ayriyetten.
Orada yorum yaptırmazsan ben de burada yaparım. Sen yorumları açana kadar da bu işlemi devam ettiricem, kendi yazdıklarımın altından senin yazdıklarına yorum göndericem.

@pek gizemli şahıs, valla ilkokulumda resim, müzik, beden... ne hocası varsa fırsatını buldukça milleti tokatlıyordu. Senin karşı olman şahane bir şey tabi o ayrı.
Çocuk işçi sendikası ciddi olamaz di mi? Biraz araştırdım burada duyunca soruşturdum Google'da ama bir neticeye varamadım. Kapitalist fantezi gibi geldi bana.

Adsız dedi ki...

ilkkez geliş sebebi ile iz bırakış!

ögretmen kimdir, nasıl olunur?
istismar nedir, nasıl yapılır?

Adsız dedi ki...

En kısa zamanda yazacağım...
Ama şunu itiraf etmeliyim, senin kadar iyi yazamam...

Bakalım, yazacağım ve elimden geldiğince ağır olacağım...