Ahanda geldim yazıyorum işte, senelik iznimi kullandım da geldim. Bir anda sosyallik sardı bu bünyeyi, gezegenler aynı hizaya mı geldi yoksa çok daha mistik bir durumun etkisi altına mı girdim çözebilmiş değilim ama nasıl olduysa kendimi sokağa bir attım, evin yolunu bulamaz oldum. İnanılması güç ama buraya en son bir şeyler yazdığımdan beri şu bilgisayarın başına oturup tek bir saat geçirme fırsatı bile bulamadım(en azından beni yakından tanıyanların inanması güç). Bundan sonra daha düzenli yazarım zira uzun bir süre alkol almayıp kanımın temizlenmesini beklemeyi düşünüyorum. Günlerdir laleyim.
Sarhoşluk da ne enteresan durumdur. Boyuna konuşturur insanı, o vakit sanki içindeki cevher açığa çıktı sanırsın, anlattıkların çok mantıklıymış gibi görünür coştukça coşarsın, zırvaladığını da ertesi gün farkedersin. Lisede sınıf öğretmenim "içki masasında olan içki masasında kalır" demişti. Bayan sınıf öğretmeninin öğrencileriyle şu fevkalade kaideyi paylaşmış olması da ne acaipmiş cidden, içmiyorduk da yani ders esnasında söylemişti. Ben eğitimci diye buna derim. Çok iyi bir insandı bu arada, iğnelemiyorum. Hijyeni umursamadan ellerinden öpebileceğim öğretmenler listesinin başında yerini alır.
Bir de bu sarhoşluk anında eğer ki çevrenizdekilerden sadece biraz daha az sarhoşsanız, parelel evrene açılan bir pencereden bakıyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi, gördükleriniz şaşılası. Herkes bambaşka bir kılıf uyduruyor kendine. Mesela bu hafta içinde ben, içip içip eline bir yerden tarot kartları geçirip, "bana bu evde bir şeyler oluyor, sezgilerim açıldı, başınıza bir şey gelmesin" dedikten sonra çekip giden adam gördüm. Bir an kendi uydurduğu mistikliğine kendi inandı, korktu gitti adam. Ehehehe bambaşkaydı.
Bilinçaltı yüzüne vurmuş bir sürü insanla bir yerde kapalı olmak çok güzel bir şey ama bence, harikalar diyarı gibi. Sürekli şaşılası şeyler oluyor orada. Şurada tarif ettiğim insan ilişkilerine yakın diyaloglar yaşanıyor. Aslında herkes yalancı orada ama öyle bariz yalan söyleniyor ki açık açık doğruyu söyler gibi. Bir yandan da herkesin kafasında bambaşka planlar dönüyor içinde bulunduğu kalabalık üzerine, kim kiminle eşleşir ne olur ne biter... Hangisinin suratına baksan anında kafasındaki planı açık ediyor, bir sonraki hamlesini rahatlıkla tahmin edebiliyorsun. Geleceği görmek. İrade yok olunca, robot gibi hedefine ilerliyor herkes tabi.
Aslında ben bu şekilde birilerini incelemeyi çok seviyorum, içki masasında yalan yakalamak kolaylaşıyor tabi ama normalde de çok severim yalan yakalamayı. Yalanını yakaladığım insana da gerekmedikçe yakaladığımı belli etmem ki kendimi iyice kurnaz hissedeyim. Az önce de yaptım aynısını mesela, çok büyük zevk aldım. Pokeri de bu yüzden seviyorum galiba.
Yalan söylemek bir sanattır bence. Bunu becerebilen çok az insanla karşılaştım.
Şimdi de huzurlarınızda eşi benzeri görülmemiş bir hizmet ile çıkıyorum. Cevval Belgeselcilik ve Sosyo-Analiz Departmanlığı bu 4 ünitelik muhteşem gelişim setini iftiharla sunar.
LIAR'S HANDBOOK from CEVVAL(Volume 1)
*
Yalanda komplikasyon ve tesadüfi öğeler:Yalan kesinlikle basit bir olaydan ibaret olmamalıdır. Çünkü gerçek hayat asla basit bir senaryoyla sınırlı kalmaz. Sürekli olay içinde olaylar gelişir, her olayı tetikleyen başka bir olay mevcuttur. Bir yalanı kurgularken bu olaylar zincirini ne kadar güzel örersek, yalanımız da o kadar gerçekçi olacaktır.
Bir örnekle açıklayacak olursak:
"Baba, arkadaştaydım, annesi ısrar etti yemeğe oturttular" gibi sığ ve klişe bir yalan yerine;
baba, Tuğçe'lerde oturuyorduk, ben tam kalkıyordum ki Tuğçe'nin alt katta oturan halasının tansiyonu düştü, tek anahtar da Tuğçe'de. Annesi gelmek üzereymiş, kadın telefonunu evde bırakmış gitmiş(durumdan şikayetçi ses tonuyla). O, halasını sağlık ocağına götürünce tabi annesi gelip kapıda kalmasın diye beni evde bıraktı. Onlar gidince bekledim biraz, annesi gelse ben çıkıp gelecektim de kadının geç kalacağı tuttu işte(mağdur tonlaması). Tuğçe'yle halası dönebildi de anca öyle geldim eve. Bunun üzerine, Tuğçe'nin ailesinin bir anahtar çoğaltmayı düşünemeyecek kadar ibiş oluşu veya Tuğçe'nin annesinin cep telefonunu yanında taşımayışı üzerine
atıp tutmak faydalı olacaktır.
Ail
eye yalan genelde hayırsız kız evlatların işi olduğundan örneği bol "Tuğçe"li verdim. Ama böyle muazzam bir yalanı dinledikten sonra bir babanın
"lan sen kimi yiyon, ibibik!" demesi imkansızdır.
Tek dikkat edilmesiı gereken hikayeyi yeterli süre boyunca akılda tutabilmek, bir kez daha anlatmak zorunda kalırsanız ilk versiyon ile arasında farklar bulunmamalı. Bu tip bir yalanı söylerken komplikasyon derecesini hafızanızın el verdiği boyutta tutmanız sağlıklı olacaktır.
*Yalanda zamanlama:
Gelişen teknoloji ile, bilindiği üzere insan hayatı didik didik bir hal almıştır. Kapalı veya açılmayan cep telefonları yalancıyı hemen ele verir. Özellikle internette bulunmayı alışkanlık haline getirmiş insanların ne zaman nerede olduğu konusunda fikir edinmek kolaydır. Facebook, last.fm vs... üye olduğunuz herhangi bir site sizin ne zaman bilgisayar başında olduğunuzu birine dakikası dakikasına söyler.
Misal ben bugün birine evde olmadığım konusunda yalan söylemiş olsam ve bu postu bloguma göndersem o kişi tesadüfen veya ufak bir araştırma ile benim ona yalan söylediğimi bu yazının tepesindeki tarihten rahatlıkla anlayabilir.
Yalanda zamanlama konusunda teknolojiye tamamen hakim olunmalıdır. Teknolojinin ardından da çevreye hakim olunabilmelidir. Yalanınızı açık edebilecek boş boğazlığa sahip insanlar şahit olarak etrafta barındırılmamalıdır. Üzerine yalan söylediğiniz zaman dilimi boyunca görünmez olmayı başarmak zorundasınız. Çünkü söylediğiniz yalan peşine farklı yalanları da getirecektir(ilk ünitede olaylar zincirini hatırlayalım) üst üste yığılan yalanlar bir piramit haline geldiğinde en altta bulunan bu yalanın diğerlerini taşıyamaması size çok büyük yaptırımlarla geri döner. Bir olayın temeline oturttuğunuz yalan en sağlamı olmalıdır.
*
Yalanda bağlantı/ipucuYalanları açığa çıkarmak için her zaman ipuçlarından yola çıkılır. Nitekim birine yalan söylediğini kabul ettirmek çok zordur, tamamen köşeye sıkışmadığı sürece yalanını inkar edecektir. İnsan psikolojisi tabi, biz de çoğunlukla aynısını yaparız. Bu nedenle bir yalanı yaşatmak istiyorsak tüm bağlantıları gizleyebilmeliyiz. Teknoloji bu tip bağlantıları gizlemeyi de zorlaştırmıştır. Teknoloji esasen yalancıların varlığını bitirmeye çalışan bir yılandır, çok pis bir şeydir teknoloji, göttür. Ehm Öhm... Evet ne diyorduk..(yemek yedim geldim ben) Heh, misal siz bir ademoğlu olarak sevgilinize Mert'le buluşacağınızı söylemiş iseniz ve o günün akşamı Mert'in Facebook listesindeki havvakızlarından bir tanesi ile arkadaş olmuş iseniz, bu sizin o gün Mert'in kankası Meltem ile de buluşup samimiyet kurmuş olduğunuzun göstergesidir. Sevgilinin nerede ne yaptığını öğrenmeye çok arzulu(hepsi öyledir) hafif azimli bir sevgilinin gözünden kaçmayacak bir ayrıntıdır bu. Hep teknolojiden sıçarsınız yani.
Bu tip ipuçları sizi köşeye sıkıştıracaktır. Ulan dikkat ettim de şu Facebook çok sakat bir şey he, neyse diğer konumuza geçelim efendim.
*Yalanda ifade kontrolü:
Beceriksiz yalancılarda, daha doğrusu yalancı olduğu ayyuka çıkmış yalancıların beceremediği bir özelliktir bu. Zira iyi bir yalancının yalancı olduğunu kendinden başka kimse bilemez. Bu konuda klasik gözlemler mevcuttur; en beceriksiz dingilin yanakları kızarır, diğerlerinin göz bebekleri fıldır fıldır oynar, aynı kelimeleri tekrar eder(ııııı-ondan soora işte... ıııı-sonra da böyle böyle oldu işte), kafasını eğer, heyecanlı bir profil oluşturur, arkadaşlarını kendisine arka çıkmaya davet eder, onlar da genelde durumu tam olarak kavrayamadıklarından kötü oyunculuk sergilerler. Biraz rol yeteneği ile bunların üstesinden gelmek çok basittir. Aksi halde ya kendi yalanınıza kendinizi inandırmalı ve adeta olayı yaşamış gibi bir duygusal havaya bürünmeli ya da farklı bir şeye odaklanmalısınız mesela masada telefon çevirin, çakmağınızla oynayın, sevgiliye yalan söyleniyorsa saçıyla başıyla oynayın... Öyle mal gibi ağzınızı burnunuzu yamultup karşınızdakinin gözlerinin içine bakmayın yani. Uyanık olun biraz, hitabet sanatı denen bir şey var, araştır öğren olum işte. Hayatın her alanında gerekli şeyler bunlar. Al
bunu da Power Point'te yaptım, yazdırırsın ufak ufak, cebinde filan taşırsın, takıldığın yerde açar bakarsın.
©Copyright-Cevval Portakal 2008. Tüm hakları helal olsun!Yaaa n'oldu, oku oku bitmiyo di mi? Böyle durur durur 2 haftalık birden yazarım işte. O değil de iyice sıcak bastı beni, pencereyi açtım estirsin diye, tabiatta ne kadar börtü böcük varsa okuma lambamın ışığına saldırdı. Microcosmos tadı yakalamaya başladım odanın içinde. Ben bir sineklik alayım yarın, takayım pencereye. Hadi gringolar kalın sağlıcakla!
Cevval diyor ki:Yalan olduğu anlaşılmadan yalan söyle!
İç ama etrafındakilerden bir gıdım daha az iç!
Facebook çok sakat bir şey!
Devamını da oku!>>