21 Temmuz 2008

İnsanlık hizmeti veririm!

Ahanda geldim yazıyorum işte, senelik iznimi kullandım da geldim. Bir anda sosyallik sardı bu bünyeyi, gezegenler aynı hizaya mı geldi yoksa çok daha mistik bir durumun etkisi altına mı girdim çözebilmiş değilim ama nasıl olduysa kendimi sokağa bir attım, evin yolunu bulamaz oldum. İnanılması güç ama buraya en son bir şeyler yazdığımdan beri şu bilgisayarın başına oturup tek bir saat geçirme fırsatı bile bulamadım(en azından beni yakından tanıyanların inanması güç). Bundan sonra daha düzenli yazarım zira uzun bir süre alkol almayıp kanımın temizlenmesini beklemeyi düşünüyorum. Günlerdir laleyim.
Sarhoşluk da ne enteresan durumdur. Boyuna konuşturur insanı, o vakit sanki içindeki cevher açığa çıktı sanırsın, anlattıkların çok mantıklıymış gibi görünür coştukça coşarsın, zırvaladığını da ertesi gün farkedersin. Lisede sınıf öğretmenim "içki masasında olan içki masasında kalır" demişti. Bayan sınıf öğretmeninin öğrencileriyle şu fevkalade kaideyi paylaşmış olması da ne acaipmiş cidden, içmiyorduk da yani ders esnasında söylemişti. Ben eğitimci diye buna derim. Çok iyi bir insandı bu arada, iğnelemiyorum. Hijyeni umursamadan ellerinden öpebileceğim öğretmenler listesinin başında yerini alır.
Bir de bu sarhoşluk anında eğer ki çevrenizdekilerden sadece biraz daha az sarhoşsanız, parelel evrene açılan bir pencereden bakıyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi, gördükleriniz şaşılası. Herkes bambaşka bir kılıf uyduruyor kendine. Mesela bu hafta içinde ben, içip içip eline bir yerden tarot kartları geçirip, "bana bu evde bir şeyler oluyor, sezgilerim açıldı, başınıza bir şey gelmesin" dedikten sonra çekip giden adam gördüm. Bir an kendi uydurduğu mistikliğine kendi inandı, korktu gitti adam. Ehehehe bambaşkaydı.
Bilinçaltı yüzüne vurmuş bir sürü insanla bir yerde kapalı olmak çok güzel bir şey ama bence, harikalar diyarı gibi. Sürekli şaşılası şeyler oluyor orada. Şurada tarif ettiğim insan ilişkilerine yakın diyaloglar yaşanıyor. Aslında herkes yalancı orada ama öyle bariz yalan söyleniyor ki açık açık doğruyu söyler gibi. Bir yandan da herkesin kafasında bambaşka planlar dönüyor içinde bulunduğu kalabalık üzerine, kim kiminle eşleşir ne olur ne biter... Hangisinin suratına baksan anında kafasındaki planı açık ediyor, bir sonraki hamlesini rahatlıkla tahmin edebiliyorsun. Geleceği görmek. İrade yok olunca, robot gibi hedefine ilerliyor herkes tabi.
Aslında ben bu şekilde birilerini incelemeyi çok seviyorum, içki masasında yalan yakalamak kolaylaşıyor tabi ama normalde de çok severim yalan yakalamayı. Yalanını yakaladığım insana da gerekmedikçe yakaladığımı belli etmem ki kendimi iyice kurnaz hissedeyim. Az önce de yaptım aynısını mesela, çok büyük zevk aldım. Pokeri de bu yüzden seviyorum galiba.
Yalan söylemek bir sanattır bence. Bunu becerebilen çok az insanla karşılaştım.
Şimdi de huzurlarınızda eşi benzeri görülmemiş bir hizmet ile çıkıyorum. Cevval Belgeselcilik ve Sosyo-Analiz Departmanlığı bu 4 ünitelik muhteşem gelişim setini iftiharla sunar.

LIAR'S HANDBOOK from CEVVAL(Volume 1)
*Yalanda komplikasyon ve tesadüfi öğeler:
Yalan kesinlikle basit bir olaydan ibaret olmamalıdır. Çünkü gerçek hayat asla basit bir senaryoyla sınırlı kalmaz. Sürekli olay içinde olaylar gelişir, her olayı tetikleyen başka bir olay mevcuttur. Bir yalanı kurgularken bu olaylar zincirini ne kadar güzel örersek, yalanımız da o kadar gerçekçi olacaktır.
Bir örnekle açıklayacak olursak: "Baba, arkadaştaydım, annesi ısrar etti yemeğe oturttular" gibi sığ ve klişe bir yalan yerine; baba, Tuğçe'lerde oturuyorduk, ben tam kalkıyordum ki Tuğçe'nin alt katta oturan halasının tansiyonu düştü, tek anahtar da Tuğçe'de. Annesi gelmek üzereymiş, kadın telefonunu evde bırakmış gitmiş(durumdan şikayetçi ses tonuyla). O, halasını sağlık ocağına götürünce tabi annesi gelip kapıda kalmasın diye beni evde bıraktı. Onlar gidince bekledim biraz, annesi gelse ben çıkıp gelecektim de kadının geç kalacağı tuttu işte(mağdur tonlaması). Tuğçe'yle halası dönebildi de anca öyle geldim eve. Bunun üzerine, Tuğçe'nin ailesinin bir anahtar çoğaltmayı düşünemeyecek kadar ibiş oluşu veya Tuğçe'nin annesinin cep telefonunu yanında taşımayışı üzerine atıp tutmak faydalı olacaktır.
Aileye yalan genelde hayırsız kız evlatların işi olduğundan örneği bol "Tuğçe"li verdim. Ama böyle muazzam bir yalanı dinledikten sonra bir babanın "lan sen kimi yiyon, ibibik!" demesi imkansızdır.
Tek dikkat edilmesiı gereken hikayeyi yeterli süre boyunca akılda tutabilmek, bir kez daha anlatmak zorunda kalırsanız ilk versiyon ile arasında farklar bulunmamalı. Bu tip bir yalanı söylerken komplikasyon derecesini hafızanızın el verdiği boyutta tutmanız sağlıklı olacaktır.

*Yalanda zamanlama:
Gelişen teknoloji ile, bilindiği üzere insan hayatı didik didik bir hal almıştır. Kapalı veya açılmayan cep telefonları yalancıyı hemen ele verir. Özellikle internette bulunmayı alışkanlık haline getirmiş insanların ne zaman nerede olduğu konusunda fikir edinmek kolaydır. Facebook, last.fm vs... üye olduğunuz herhangi bir site sizin ne zaman bilgisayar başında olduğunuzu birine dakikası dakikasına söyler.
Misal ben bugün birine evde olmadığım konusunda yalan söylemiş olsam ve bu postu bloguma göndersem o kişi tesadüfen veya ufak bir araştırma ile benim ona yalan söylediğimi bu yazının tepesindeki tarihten rahatlıkla anlayabilir.
Yalanda zamanlama konusunda teknolojiye tamamen hakim olunmalıdır. Teknolojinin ardından da çevreye hakim olunabilmelidir. Yalanınızı açık edebilecek boş boğazlığa sahip insanlar şahit olarak etrafta barındırılmamalıdır. Üzerine yalan söylediğiniz zaman dilimi boyunca görünmez olmayı başarmak zorundasınız. Çünkü söylediğiniz yalan peşine farklı yalanları da getirecektir(ilk ünitede olaylar zincirini hatırlayalım) üst üste yığılan yalanlar bir piramit haline geldiğinde en altta bulunan bu yalanın diğerlerini taşıyamaması size çok büyük yaptırımlarla geri döner. Bir olayın temeline oturttuğunuz yalan en sağlamı olmalıdır.

*Yalanda bağlantı/ipucu
Yalanları açığa çıkarmak için her zaman ipuçlarından yola çıkılır. Nitekim birine yalan söylediğini kabul ettirmek çok zordur, tamamen köşeye sıkışmadığı sürece yalanını inkar edecektir. İnsan psikolojisi tabi, biz de çoğunlukla aynısını yaparız. Bu nedenle bir yalanı yaşatmak istiyorsak tüm bağlantıları gizleyebilmeliyiz. Teknoloji bu tip bağlantıları gizlemeyi de zorlaştırmıştır. Teknoloji esasen yalancıların varlığını bitirmeye çalışan bir yılandır, çok pis bir şeydir teknoloji, göttür. Ehm Öhm... Evet ne diyorduk..(yemek yedim geldim ben) Heh, misal siz bir ademoğlu olarak sevgilinize Mert'le buluşacağınızı söylemiş iseniz ve o günün akşamı Mert'in Facebook listesindeki havvakızlarından bir tanesi ile arkadaş olmuş iseniz, bu sizin o gün Mert'in kankası Meltem ile de buluşup samimiyet kurmuş olduğunuzun göstergesidir. Sevgilinin nerede ne yaptığını öğrenmeye çok arzulu(hepsi öyledir) hafif azimli bir sevgilinin gözünden kaçmayacak bir ayrıntıdır bu. Hep teknolojiden sıçarsınız yani.
Bu tip ipuçları sizi köşeye sıkıştıracaktır. Ulan dikkat ettim de şu Facebook çok sakat bir şey he, neyse diğer konumuza geçelim efendim.

*Yalanda ifade kontrolü:
Beceriksiz yalancılarda, daha doğrusu yalancı olduğu ayyuka çıkmış yalancıların beceremediği bir özelliktir bu. Zira iyi bir yalancının yalancı olduğunu kendinden başka kimse bilemez. Bu konuda klasik gözlemler mevcuttur; en beceriksiz dingilin yanakları kızarır, diğerlerinin göz bebekleri fıldır fıldır oynar, aynı kelimeleri tekrar eder(ııııı-ondan soora işte... ıııı-sonra da böyle böyle oldu işte), kafasını eğer, heyecanlı bir profil oluşturur, arkadaşlarını kendisine arka çıkmaya davet eder, onlar da genelde durumu tam olarak kavrayamadıklarından kötü oyunculuk sergilerler. Biraz rol yeteneği ile bunların üstesinden gelmek çok basittir. Aksi halde ya kendi yalanınıza kendinizi inandırmalı ve adeta olayı yaşamış gibi bir duygusal havaya bürünmeli ya da farklı bir şeye odaklanmalısınız mesela masada telefon çevirin, çakmağınızla oynayın, sevgiliye yalan söyleniyorsa saçıyla başıyla oynayın... Öyle mal gibi ağzınızı burnunuzu yamultup karşınızdakinin gözlerinin içine bakmayın yani. Uyanık olun biraz, hitabet sanatı denen bir şey var, araştır öğren olum işte. Hayatın her alanında gerekli şeyler bunlar. Al bunu da Power Point'te yaptım, yazdırırsın ufak ufak, cebinde filan taşırsın, takıldığın yerde açar bakarsın.
©Copyright-Cevval Portakal 2008. Tüm hakları helal olsun!

Yaaa n'oldu, oku oku bitmiyo di mi? Böyle durur durur 2 haftalık birden yazarım işte. O değil de iyice sıcak bastı beni, pencereyi açtım estirsin diye, tabiatta ne kadar börtü böcük varsa okuma lambamın ışığına saldırdı. Microcosmos tadı yakalamaya başladım odanın içinde. Ben bir sineklik alayım yarın, takayım pencereye. Hadi gringolar kalın sağlıcakla!

Cevval diyor ki:
Yalan olduğu anlaşılmadan yalan söyle!
İç ama etrafındakilerden bir gıdım daha az iç!
Facebook çok sakat bir şey!

17 ötmük:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Kaç gündür bana yalan söylemiş biri üzerine (ki bu çok saçma, gereksiz ve aptalca bir yalandı) düşünüp, düşünmekle de kalmayıp öfkelenip duruyorken bakın Cevval bize neler yazmış :))

KuPa k1z1 dedi ki...

durdun durdun Sadettin abi gibi olaya el koydun :-) helal ne diyem sana yalanla arası nane limon olan ben o dingillerden olup okuyup kendime feyz alıyorum sayende :)kül yutmaz bir anam var benim yalan konusunda da pek şansım yok:)

serkan dedi ki...

yalan söylemek adeta nefes almak kadar gerekli benim için.İstemeden de olsa olayları uzatmamak ve "ya bir sus" dememek için he deyip geçmenin farklı bir versiyonunu kullanıyorum.
Misal evime gelmesini istemediğim arkadaşıma evi yanlış tarif etmiştim telefonla aradı ben hala yanlış tarif ediyorum.Telefonda bulunduğu yeri anlatıyor biliyorum ama hala sağa dön solda bakkal var gördün mü "yok hani bakkal"
-ya olum kafam karıştı ya
"neyse abi ben eve kaçayım nasılsa yaklaştım kendi evime"
-ok abi ilerde ki pideciden dönsen ordaydı ama neyse artık sen git istersen.

Ertesi gün konu hakkında hiç muhabbet edilmedi yani olayı arkadaş normal karşıladı bu durumda ben güzel bir yalancıyım :)
Ne demiş Cem Karaca
Bu yalanları sıralasam burdan New Cörsi'ye yol olur.

Cevval bu kadar ara verme ya :)

Kasımpatı dedi ki...

Bravo Cevvalcim : ))Yalan söylemekle ilgili söylenebilecek hiçbir şey bırakmamışsın :D
Masum yalanlara ''Evet!'' Ama durduk yerde karşısındakini geri zekalı yerine koyup iğrenç yalanlar söyleyenlerden nefret ediyorum.Ve bu insanlardan çok var etrafımızda ne yazık ki..Hem de toplumun her kesiminde.
Senin de söylediğin gibi yalan söyleyen bir insanın yalanını her seferinde başka anlattığı(çünkü yalan)ve anlattığı insanın gözlerine rahat bakamadığı bilimsel olarak da ispatlanmış :DD
Masum yalanlar için süper tüyolar vermişsin.Resmen senarist olunucak yani :D He,bir de PC bilgilerimi görünce ürperdim :D
Şu teknoloji sakat şey ya..
Ebeveynvari Not:Bu sıcaklarda bence de alkol falan alma.Daha beter eder insanı :DD

artificial dedi ki...

tavsiyelerin profesyonel yalan söylemeyle ilgili.

vol2'de yakalandıktan sonra napmamız gerektiğin anlatacan herhalde??? zira bu daha bi aksiyon dolu.. 3. sayfa haberlerinde ciddi bir azalma gözükebilir böyle bir yazı yazarsan :)

ZehirliÖrümcek dedi ki...

Vayyy beee! Çok iyiydi bu! Kendimi bir an MİT'te kurstaymışım sandım. Valla elime kağıt kalem almıştım(nası yalan ama) Harika,harika...

Yaaa bu yalanı ortaya çıkarmayla ilgili bir hikaye var, belki biliyorsunuz bildiğinizi ben bilmiyorum yani yazacağım :)

Üniversitede Quantum fiziğinden,son final sınavına 4 kafadar geç kalırlar. Profa derler ki;

" Hocam yolda arabanın lastiği patladı, onun için geç kaldık! Ne olur bize sınav hakkı verin"

Prof;

"Tamam çocuklar. Geçin bakalım masalara. 2 soru soracağım size. Birinci soru 10 puan, ikinci soru 90 puan.

Soru1: Quantum fiziğini açıklayınız?

Soru2: Arabanın hangi lastiği patladı?"

İşte burda yalanda organizasyon eksikliğinden sıçar batırı çocuklar :))

yasemon dedi ki...

küçükken arkadaş ve aile ortamında manasız, amaçsız yalanlar söylediğimi hatırlıyorum. "hülya avşar ölmüş", "galatasaray maçını izledikten sonra tribüne inip hakan abi emre abi ben top oynadık" gibi.. o yaşta bile kimse inanmaz, inanmadığını da belli etmezdi.her yerde en popüler, en ilgi manyağı insan olmak gibi bir takıntım olacağının sinyallerini vermişim, çok şükür ki öyle olmadı.
şimdi sadece karşımdaki kırılmasın diye ve başım gereğinden fazla ağrımasın diye yalan söylüyorum.
"çok mu şişmanım sence" diyen 86 kg ağırlığında sevdiğim bir arkadaşıma "saçmalama okadar da değil" demek gibi ne bileyim, böyle yalanlar çok masum geliyor. ancak sevgiliye söylenen "bir kaçamağın üzerini örtme" yalanlarına karşıyım, yakaladığım an parçalar, her bi parçasını ayrı kıtaya gömerim.

çii dedi ki...

telefonda yalan söylemek daha bi kolay oluyo sanki...

bir de baktın yalanlar karman çorman oldu... millet olayı çözmeden kendin açıkla durumu da yüzün olsun yeni yalanlar söylemeye (:

buzcevheri dedi ki...

Kendi yalanına kendi inananlar en tehlikelisi. Lan yalan söyleme desen bile adam inanmış, illaki doğrusu budur diye inatlaşacak güce kuvvete sahiptir bu lavuklar. Biliyorum çünkü bazen ben de böyleyim. ^^

Cevval Portakal: dedi ki...

@aydan atlayan kedi, eğer ki sana yalan söylemiş birinin sana yalan söylemiş olduğunu farketmiş isen zaten bu konuları geçmişsin demektir. En kısa zamanda "Liar's Handbook Advanced Edition" yayınlamayı düşünüyorum, sen düşünmeyi sonlandırmadan elimden geldiğince yardımcı olabilirim umarım. :)

@kupa kızı, yalnız bu yazdıklarımla etrafımda nasıl bir aura oluşturduysam, tüm blog aleminde bir yalanla içli dışlı olma durumu hasıl oldu, zira senin son yazında da durum aynıydı. Tek gereken biraz özveri, biraz dikkat, anne dahil kimse kandırılamaz değildir. Kandır diye demiyorum tabi de, ola ki gün gelir lazım olur. :D

@serkan, ahahaha konuya şahane örnek vermişsin hocam. İşte sanat budur. Yalan öyle güzel, öyle çaktırmadan olmalı ki bir daha kendinden söz ettirmemeli, tebrik ediyorum.
Çevresi geniş insanların yaşamak için yalan söylemesi şart bence. Yoksa insan yalnız kalamıyor, arada bir şeylerden sıyrılmalı şöyle bir soluklanmalı, yalansız mümkün değil.

@kasımpatım, o bahsettiğimiz yalancılar genelde kendilerini yüceltmek için yalan söyleyenler. Bu bir kişilik bozukluğu bence. "yazan insan" dediğimiz kategoride onlar ve profesyonellikten çok uzaklar. Onların zaten bu el kitabı gibi mucizevi bir eserden feyz almasını bekleyemeyiz. Yalan saçma emellere alet edilmeden, salt rahat yaşayabilmek için kullanılmalıdır bence. Sıkıntıdan kurtulmanın çözümüdür.
Eee tabi ilk ünitede geçen senaryonun gerçekçiliği biraz hayal gücünün genişliğine bağlı.
Merak etme kasımpatım genelde klimalı mekanlarda alkol almayı tercih ediyorum, aksi halde fenalaşmamak elde değil zaar.

@artificial, evet hocam geleceği görüşüne hayranım. Volume 2, "düzeyli pişkinlik" ve "yalanı muallakta bırakma" gibi konular içerecek. Onun çok daha keyifle olacağını umuyorum.

@zehirliörümcek, evet hocam sırf bu yüzden Power Point'de bir el kitabı hazırlayıp linkini ekledim yazıya. İsteyene cebe sığacak boyutta yazdırıp gönderebilirim bile, maksat insanlığa bir katkım olsun.
O hikayeyi daha önce duymuştum. Bu örnekteki olay da ilk ünitemize dahil, hayat asla basit senaryolardan ibaret değildir, nedenler sonuçlar ayrıntılar barındırır. O yüzden Quantum fiziğini alttan aldı işte o öğrenciler. :D

@yasemon, hehe onu küçükken ben de yapardım, kamera şakası yaptılar bana diye eve gelmiştim hatta bir gün. El kadar çocuğu kim kaale alıp şaka yapacaksa artık.
O bahsettiğin yalan bile değil bence, moral düzeltici onlar, arkadaşın zaten sana "şişman mıyım?" diye sorarken alacağı cevabı önceden biliyor. Sırf senden onu duymak istediği için soruyor, danışıklı dövüş yani.
Muhteşem gelişim setim zaten yalan konusunun derinelerine inmek amaçlı. Yalan söylemek için kullanılabileceği gibi yalan yakalayıp parçalamak için de kullanılabilir. Niyet önemli.

@çii, evet telefonda yalan söylemek en kolayı, bu yüzden bir püf noktası daha ekleyebiliriz; şaibeli açıklamaları telefonda dinlememek gerek.
Yalan karman çorman olunca mümkün olduğunca sempatik bir şekilde açıklanmalı, hatta sanki yalan söylememiş de onlara bir şaka yapmış tavrı takınılmalıdır. Neyse yazıcam ben bunların hepsini Volume 2'da.

@buzcevheri, kendi yalanına inanmak yalan söylerken işe yarıyor hocam ama. Madur konumunda bile olsak bir an düşünüyoruz "lan yalan söylese bu kadar diretmez ama..." diye. Güzel taktik bence.

Vladimir dedi ki...

Yalan üzerine çok kapsamlı bir kaynak olmuş çok etkilendim okur okumaz herkese buradaki taktikler doğrultusunda ve daha fazla yalan söylemeye başladım hepsine aynı yalanı söylediğim için söyledikçe ezberledim unutup da yalanlarımın tersini söylemem mümkün değil. Bu pratik çalışması esnasında bir saptamam oldu. O saptamayı da şöyle ilave edeyim ufaktan...

Yalan kesinlikle basit olmamalı ama kendi konuşma kişiliğinize de derecede detaylandırılmış olmalı, ağzından kerpetenle lafları zor aldığını kişi güldür güldür sular seller gibi dökerse senaryoyu "hadi leynnnnn!!! nerden çıktı bunlar.. yalan!!! külliyen yalan!!!" diye şarlamak refleksimsi tepkilerden oluyor. Detaylandırırken "more is lesss" ilkesini iki durup bi hatırlamakta fayda görüyorum.
:))

yalanım batsın.

Taylan dedi ki...

Hocam alkol konusunda söylediklerini düşündüm de, eskiden içtikçe konuşurdum susturana aşkolsun. Artık izliyorum (Bir kaç senedir) izlemek daha bir keyifli geliyor bana. Arada bir lafa karışıp orada olduğumu hatırlatmam yeterli oluyor.

Yalanlardan yalan beğen. Ufacığım, okuldan çıkmışım direk atari salonuna. Bir baktım akşam 10 olmuş saat. Ulan en yapsam ne etsem derken koşayım dedim. ( Gülmeyiniz, tamamı ile planımın bir parçasıydı koşmak. ) Eve girdim kan ter içinde. Bizimkiler nerede kaldın diye hömkürmeden "N'oldu evladım?" dediler. "Su verin de soluklanayım" (Doğaçlamaya gel...) Oturdum deidm beni kovaladılar haraç almak için önümü kesmişlerdi zor kaçtım. Saatlerdir koşuyorum :))) Peder Bey direk "Kim kovaladı? Görsen tanır mısın? Yürü karakola." dediği zaman "Aha sıçtık" demiştim içten ama "Yok abba karanlıktı." diyerek geçiştirdiğimi hatırlıyorum. Eve geç dönüp ceza alacağım bu hadiseyi paşalar gibi atlatmıştım. Çok uzun zaman geçtiği için pek konuşmaları hatırlayamadım. Aklımda kalanlar bunlar.. :))) Piçlik (Vletken çok kullanırdık oradan geldi aklıma bu da) yapmışım resmen...

Siminya dedi ki...

Sende öt denmiş bende ötmek zorundayım :)Bloğa bayıldım zihincell in sayfadan düştüm buralara az inceleyip hemen yorum yazmak istedim az sonra ağır ağır inceliycem..tebrikler nası yapmışınızda yapmışınız öyle :)

Cevval Portakal: dedi ki...

@vladimir, hocam o detayı atlamışım sanırım, yorumlarla birlikte çok daha kapsamlı bir kaynak oluşmaya başladı. Dediğin gibi, nasıl ki basit senaryolar eşliğinde suskunluğumuzu koruyup yalanımızı açık ediyorsak, tam tersinde de durum aynı, karakterimize ters düşen tüm hareketler yalanı açık eder.

@taylan, evet hocam izlemek çok eğlenceli, hele ki topluluk insan normallerinin ötesinde bir kıvama gelmişse, sanki farklı bir gezegendeki canlıları seyreder gibi hissediyor insan kendini.
Euheueh çocukluk anısı da harikuleytmi bu arada. Benzer kurnazlıkları ben de yaptığımı hatırlıyorum ama hiç bu kadar ileri götürmemiştim.

@siminya, çok teşekkür ediyorum, ekstradan memnun oluyorum. Ötünüz efendim, blog öttükçe güzel. :)

Deli Profesör dedi ki...

Hocam sizin gibi yalanda bu denli ihtisas yapmış birisini şu an düşünüyorum: Belki de sürekli bilgisayarın başındaydınız ama bunca okuru adeta sallamadınız. Bu mümkün. Ama sonra bi daha düşünüyorum, bi yalan uzmanı olarak böyle bi ayrıntıyı gözden kaçıracağınız sanmıyorum :D
Bi de pagerankiniz 4 olmuş hocam sanırım. 4'e oturan çakılıyor. Bi daha ne iniş ne çıkış oluyor :D

Cevval Portakal: dedi ki...

Eee tabi ki böyle bir ayrıntıyı gözden kaçıracak değilim, zira olayı desteklemek için facebook profilime sosyalleştiğim izlenimini veren fotoğrafları eklemekte gecikmedim. Yalnız farkettiysen eli alsam da kağıtlarımı göstermiyorum hocam, fazla kurcalamayalım bence. :D
Yaa ben 2 hafta bir şey yazmadım, ee bakarsan 9 aylık blogda olması gereken kadar post da yok burada. Hani insanların hücum edeceği bir konuya da değinmişliğim yok, google beni neden sevdi anlamadım ki ben.

eFeNDi dedi ki...

tespitler "süper" yerinde (bu bir yalan olsaydı yarın bir gün hani X yazımdaki tespitlerimi beğenmiştin hatırlar mısın? diye soracak olursan ne tespiti yahu dememeli)

başarılı bir yalancı olmak için:soğukkanlılık, sağlam hafıza sahibi olmak, yaratıcılık ve istikrar gerekir.